Tekirdağ Manşet Gazetesi

ENDERUN’UN SANSASYONEL ÇOCUĞU: FAZIL

Akın Şenel

Akın Şenel

1984 Tekirdağ’da doğdu. İlkokul ve ortaokul ve lise öğrenimini burada tamamladı. 2003 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Tv Sinema bölümünü kazandı ve üniversiteden 2010 yılında mezun oldu. Ulusal Kanal, Trakyatürk, Habertrak, Pusula gibi tv ve gazetelerin çeşitli departmanlarında görev aldıktan sonra, bir süre Tekirdağspor Kulübü’nün sosyal medya ve basın biriminde görev aldı. Şuanda özel bir firmanın ürün fotoğrafçılığı görevini yürütüyor.

Asıl adı Hüseyin, mahlası Fâzıl’dır. Enderun’da yetiştiği için Enderûnî veya Enderunlu diye de anılır. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber küçük kardeşi Hasan’ın ölümüne söylediği tarih manzumesinin yardımıyla bunu yaklaşık olarak tahmin etmek mümkündür. Kardeşi 1201’de (1786) yirmi sekiz yaşında öldüğüne göre 1173’te (1759-60) doğmuş olmalıdır. Ondan birkaç yaş büyük olması gereken Fâzıl’ın da 1170 (1756-57) yılı civarında doğduğu söylenebilir. I. Abdülhamid zamanında devlete isyan edip 1775’te Kaptanıderyâ Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından yakalanarak öldürülen Akkâ muhafızı Zâhir el-Ömer’in torunudur. Babası da isyana devam ederek Akkâ’yı geri almak için harekete geçtiği sırada Şam Valisi Mehmed Paşa tarafından ortadan kaldırılan Ali Tâhir’dir.
Fâzıl ve kardeşi Hasan amcaları ile birlikte Gazi Hasan Paşa tarafından İstanbul’a getirildi. Hükümdarın fermanı ile kendisi ve kardeşi 1775’te Enderun’a alındı. Bu sıralarda Fâzıl on sekiz on dokuz yaşlarında idi. Fazıl, Enderun’daki uygunsuz davranışları ve çapkınlıkları sebebiyle buradan uzaklaştırıldı. Yaklaşık on iki yıl İstanbul sokaklarında perişan bir şekilde dolaştı. Devrin ileri gelenlerine yazdığı kasideleriyle çektiği sıkıntıları dile getirdi. III. Selim döneminde affedilerek Rodos vakıflarıyla ilgili bir göreve getirildi. Halep defterdarlığında memuriyet, Maden-i Hümayun emaneti, Erzurum ve yöresini teftiş gibi görevlerden sonra bir şikâyet üzerine Rodos’a sürüldü. Kendisiyle birlikte Rodos’ta sürgün hayatı süren Ebubekir Ratip Efendi’nin idam edilmesinden veya III. Selim’in öldürülmesinden duyduğu üzüntüden ötürü uzun süre ağladığı için gözlerini kaybetti. Bunun üzerine İstanbul’a dönmesine izin verildi. 1225/1810 yılında İstanbul’da vefat etti. Ölümü için “Göçdi Fâzıl Beg gice ahbâbı nâlân eyledi” dizesi tarih düşürülmüştür. Eyüp’te Eyüp Sultan’ın kabristanına yakın Kızılmescit Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Eşcinsel olmakla her zaman gurur duyan ve her vesileyle övünen Fâzıl’ın bu açık sözlülüğü ona “Şairiz şeyn verir şanımıza / Giremez fahişe divanımıza” beytini yazdırır. Edebi yaşamı da sosyal yaşamı kadar sansasyonlara davetiye çıkarır Enderunlu Fâzıl’ın. Osmanlı İmparatorluğu’nda toplatılan ilk kitabın Zenannâme’nin (Kadınlar Kitabı) yazarıdır. Divan şairi olup Nedim ve Nabi’nin yolundan gitmek istese de kalburüstü bir şair olamamıştır. Mesnevileriyle yaşadığı dönemin gerçek yaşam sahnelerini çizmek, çağının geleneklerini, halk ruhunu aksettirmekle dikkati çeker. Mahallileşme eğilimini ileri bir safhaya götüren divan şairi olarak adlandırılır.
Fazıl, toplatılan Zenanname kitabının bir bölümünde Çerkez Kadınlarını Beyan Eder:

1. Çerkesin kızları meh-pâre olur /Çerkez’in kızları ay parçasıdır
Anda âşık ne ki isterse bulur /Onda âşığın her aradığı vardır

2. Nahl-i vâlâ-yı kadi muhkemdir /Fidan gibi boyu yüksek ve biçimlidir
Sanki meh yüzine bir süllemdir /Sanki ay gibi yüzüne bir merdivendir

3. Ana dü pây-ı nazarla çıkılır /Ona, bakışın iki ayağıyla çıkılır
Dîde-i kalb ile ammâ bakılır /Ama kalp gözüyle bakılır

4. Leb ü ruh olmuş iken meyhâne /Dudağı ve yanağı sanki meyhane
Dîdeler olsa n’ola mestâne /Gözlerin sarhoş olmasına şaşılır mı

5. Çünki yâkût yaratılmış o dudağ /O dudak, yakuttan yaratıldığı için
Oldı aksi dil-i uşşâka dü dâğ /Yansısı âşıkların gönlüne iki yara açtı

6. Mihr ü mehden teni olmuş taktîr /Bedeni ay ve güneşten damıtılmış
Nice olsun o ten-i pâke nazîr /O temiz vücudun benzeri olabilir mi

7. Gürcüden gerçi ki bunlar zîbâ /Bunlar Gürcülerden güzel olsa da
Gürcünün cezbesi çokdur ammâ /Gürcü’nün cazibesi daha çoktur

8. Cümlesi perde-nişîn-i ismet /Tamamı namus perdesinde oturur
Pâk-dâmendir o yektâ millet /O benzersiz millet namusludur

9. Pâk olur mâ-hasalı pîş ü pesi /Kısacası önü de arkası da temizdir
Sevb-i ırzında bulunmaz lekesi /Namus giysisinde leke bulunmaz

10. Sanma bu millete bir benzer ola /Bu milletin bir benzeri olduğunu sanma
Bu cihân içre meger Gürcü ola /Bu dünyada olsa olsa Gürcüler

Kaynakça: islamansiklopedisi.org.tr, edebiyatogretmeni.org, sanatkaravani.com

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ŞEYH GALİB - 17 Ekim 2019
İBN-İ HALDUN -2- - 25 Eylül 2019
İBN-İ HALDUN -1- - 17 Eylül 2019
İBN RÜŞD (1126-1198) - 10 Eylül 2019
BERBERİLER - 3 Eylül 2019
LOKUM VE HACI BEKİR EFENDİ - 17 Ağustos 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ