Tekirdağ Manşet Gazetesi

DAHA GENÇSİN, ÖLÜME UZAKSIN DA ÖYLE KONUŞUYORSUN

Akın Şenel

Akın Şenel

1984 Tekirdağ’da doğdu. İlkokul ve ortaokul ve lise öğrenimini burada tamamladı. 2003 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Tv Sinema bölümünü kazandı ve üniversiteden 2010 yılında mezun oldu. Ulusal Kanal, Trakyatürk, Habertrak, Pusula gibi tv ve gazetelerin çeşitli departmanlarında görev aldıktan sonra, bir süre Tekirdağspor Kulübü’nün sosyal medya ve basın biriminde görev aldı. Şuanda özel bir firmanın ürün fotoğrafçılığı görevini yürütüyor.

Geçen kuşu vurdun ya sen, o kuş hani vardı ya, yok ya artık. Annemler de yok. Kardeşlerim… Vardılar da hep, yoklar ya şimdi? Biz buradayız. Biz olmasaydık, ne olacaktı? Ne olacaktı o zaman? (Sen Aydınlatırsın Geceyi)
Oğlum Bekir, dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli; ey başını usul usul yürü şimdi. O gün bugün usul usul yürüyorum işte. (Masumiyet)
Sen artık yıldızları görüyor musun İnci? Bizim göğümüzün bir tek gündüzü var, senin göğünde akşam oluyor mu? (Uçurtmayı Vurmasınlar)
Sen gelmesen de ben beklerim. Ne olacak sanki cebimden mi gidiyor; canımdan gidiyor. (Selvi Boylum Al Yazmalım)
Bak oğlum eşyalara fiyat, insanlara değer biçilir. Fiyatı olmayan eşyaya çöp, değeri olmayan insana giderken kapıyı ört denir. (Gemide)
O zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya. Leman. Saçları ta buralarında. Rüzgarda yürüdü mü sanki pelerin sahibi bir balerin gibi oluyordu. O gün de maça gelmiş. Ben devamlı terliyorum. Daha maç başlamadan. Neyse, maç başladı. Hemen bir korner oldu. Korneri bizim Rıfat atmıştı. Bir yükseldim topa ikinci dakikada köşeye taktım topu. Alkış, kıyamet! Bir döndüm. Bizim Leman ayağa kalkmış alkışlıyor.
– Kaç sene kalmıştı o kız burada?
– İki sene. Giderken bana bir mektup bırakmıştı İzmir’e gelirsen ara diye. Ben de 5 sene sonra gittim.
– Bulabildin mi?
– Buldum. Hatta bir de çay içtik. Ben, o, bir de kocası. O ara golü yemişiz haberimiz yok anlayacağın. Burası için en güzel lafı Sadık hoca söylemişti kardeşim.
– Hangi Sadık hoca?
– Lisede edebiyat öğretmeni yok muydu yahu Afyonlu?
– Evet, evet tamam. Ne demişti…
– Hayal kırıklığının başkenti demişti..” (Vizontele)

Semtimizin bir tanesiydi Müjgan.
Saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür,
Elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti.
Ve de her ne hikmetse, o da bana gönüllüydü.
Öyle bir sevdim ki Müjgan’ı,
Dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim.
Evleniriz gibi geldi bana.
Evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar, fakir soframız kurulur gibi geldi.
Sahil bahçesinde gazoz içerekten, gizli gizli mal-ü hülya kurardık.
Sonrada çarşılara giderdik.
Eşya beğenirdik, elden düşme.
Aynalı konsolumuz, topuzlu karyolamız bile olacaktı.
Müjgan’ın her an, her bir daim yanında olacaktım.
Ama olmadı.
Gitti..
Nereye mi ?
Paraya gitti abicim, paraya. (Ah Müjgan Ah)

-Neden fotoğrafıma bakıyordun? Bana ait olan bir şeyi öğrenmek hakkımdır.”
-Hayır… Sana ait bir mesele değil bu. Resminle benim aramdaki bir durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım. (Sevmek Zamanı)

Geçen gece çocuk hastaydı. İlacı bitmiş, almak için dışarı çıktım. Sağa sola saldırıp nöbetçi eczane arıyoruz. Birden durup dururken içim cız etti. Bi baktım gene aynı karın ağrısı… Öyle özlemişim ki seni, dönerken bir meyhane gördüm. Bi tek içeri girdiğimi hatırlıyorum bir de rakıya yumulduğumu. Arkasından en az dört cigaralık… Sonra gözümü bir açtım karşıdan karlı dağlar geçiyor, bir daha açtım başımda bir çocuk, kalk abi diyor Kars’a geldik. Otobüsten indim yürümeye başladım. Dedim Allahım nerdeyim ben, burası neresi. Sonra güç bela burayı buldum, kapının önünde durup düşündüm. Dedim Bekir, bu kapı ahret kapısı burası sırat köprüsü. Bu sefer de geçersen bir daha geri dönemezsin, iyi düşün dedim. Düşündüm düşündüm, ama olmadı. Dönemedim. Sonra bak oğlum dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin, isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. (Kader)

Daha gençsin, ölüme uzaksın da öyle konuşuyorsun. Hiç olur mu.
Ölüme yaklaşınca insan düşünüyor, ruhen de hazırlanıyor. Yoksa dayanılmaz, inanmak lazım değil mi. İnsan gurbette kalakalıyor, nereye baksan, kime baksan yabancı. (Kasaba)

Soğuk olan hava değil Mahsun. insanlar soğuk. Hayat çok soğuk. Keşke bu kadar soğuk olmasaydı da dünya, sen de bu kadar üşümeseydin. Çok değil, bir iki aya kadar da kış biter zaten. İdare et. Üşümezsin. (Tabutta Rövaşata)

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ŞEYH GALİB - 17 Ekim 2019
İBN-İ HALDUN -2- - 25 Eylül 2019
İBN-İ HALDUN -1- - 17 Eylül 2019
İBN RÜŞD (1126-1198) - 10 Eylül 2019
BERBERİLER - 3 Eylül 2019
LOKUM VE HACI BEKİR EFENDİ - 17 Ağustos 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ